İsraf

Türk Dil Kurumu sözlük tanımına göre “Gereksiz yere para, zaman, emek vb. Harcama; savurganlık” Anlamına gelen israfı ne hikmetse her önüne gelen yetkili söylüyor da israfı önlemek için anlamlı bir adım atılmıyor.  

İsrafı önleyeceğiz diye yola çıkan siyasi irade maalesef bu icraatını gerçekleştiremiyor. Nedendir bilinmez devletin önce kendisi israfı önleyecek adımlar atarak halkına önder ve örnek olması gerekirken kendisi israfı önleme adına hareket etmeyip vatandaştan  israfı önleme adımı atmasını bekleniyor.   

Devlet dairelerinde bir kişinin yapacağı işi beş kişinin yapması, kiralık bina, araç ve kırtasiye israfı,  tedarikte ortaya çıkan yüksek maliyetler, mevki, makam, şatafat düşkünlüğü, gereğinden fazla alımlar, depolama yetersizliği, bilgi eksikliği ile yüksek maliyetli yanlış işler,  yirmi dört saat yayın yapan televizyon kanallarının enerji sarfiyatı, toplu taşımanın özendirilmemesi sonucu bir arabada bir kişinin işe gitmesi ile ortaya çıkan yakıt israfı, vb. Saymakla bitmez.    

Halk devlette ki bu israfı görüyor. Halkın gözü önünde yapılan bu israf sahneleri halkın israfı önleme adına bir şeyler yapacaksa da yapmasına engel oluyor. Cami imamının cemaate sigaranın israf ve zararlı olduğunu söylerken kendisinin sigara içmesi gibi... 

Üretim sektöründe israf denilince aklımıza; hatalı ve fazla üretim, fazla stok, gereksiz iş ve işlemler, yanlış taşıma, yüksek maliyetli tedarik malzemeleri temini gelir.  Özel sektör bu konuda kamu sektörüne göre daha istekli ve gayretlidir. Neden mi? 

Özel sektörün varlık amacı kâr elde etmektir. Bunun için az parayla az emekle az masrafla çok para kazanmak derdinde olduğu için israf konusunda daha duyarlı oluyor.  

Ancak, iş devlete geldiğinde devletin birinci amacı kâr olmayıp hizmet olunca yönetici olarak masada oturanların israfa bakışları ciddi olmuyor. “Salla başını al maaşını” zihniyeti nin hakim olduğu yerde israf önlenir mi?  

Sonuçta çalıştığı kurumda, kuruluşta su boşa akmış, lambalar boş yere yanmış, kağıt boş yere harcanmış,  devletin aracı çok yakmış, ekmek çöpe dökülmüş, zaman değerlendirilmemiş umurunda olmayınca israf kaçınılmaz oluyor.  

Devlette israf devasa boyuttadır. Bu konu ile ilgili kapsamlı bir araştırma yapılsa farkında olmadan kaybettiğimiz maddi değerin ne kadar büyük olduğu görülecektir. Buradan elde edilecek tasarruf ile kazanılacak maddi kazanç o kurumun, kuruluşun personeline ek gelir olarak yansıtılabilir. Al sana maddi kaynak. 

Okul müdürlüğü yaptığım yıllarda okulumuzu proje yarışmasına sokmuştum. Proje konumuz devlette kullanılan A 4 kağıtlarının tamamı yerine yazışmalarda A 4’ nün yarısı olan A 5 şeklinde kullanılmasıydı. Bu proje bölge ikincisi olmuştu. Uygulamaya koyulmadı. Çoğu proje gibi devletin iri çarklarında kayboldu gitti.  

İsraf kavramı; ekonomi sözlüğü içinde pek yer bulmasa da israfın ekonomi içinde analiz edilmesi neden ve sonuçlarının mevcut iktisat teorisi içinde ele alınması ve israfın teorik sonuçlarının incelenmesi gerekir. İsraf; kavramı ekonomi literatürüne girmelidir. Çünkü israf; toplumsal bir olgu ve sorundur. Konunun ahlaki boyutu vardır.  

İsrafın sosyal , ekonomik, politik, evrensel ve bilimsel olarak değerlendirilmesi gerekirken sadece söylemde kalması ne kadar acı... 

Dünyanın bir yarısı obez bir hayat sürerken diğer yarısı açlık ve susuzluk ve gıdasızlıkla mücadele etmesi ne kadar dramatik... 

İnsanlık nerede?  Çağdaşlık nerede? 

Bu açgözlülüğün, bu çıkarcılığın adı düpedüz bencilliktir. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” felsefesi dünyayı sarmış durumdadır. Kapitalizm çarkların mazlumları, yoksulları, zayıfları öğütmeye devam ediyor. Adil olmayan bir dünya düzeninde yaşam hakkı sadece zengin ve güçlülerin elinde kontrolünde. Bunlar ekmek, su, enerji verirse yaşam var. 

İnsanlığın israfı: İşte Gazze olayı.  

İnsanlık; Allah’ın “.....yiyiniz; içiniz israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez.”(Araf Suresi, 31. Ayet) ayetine uymuş olsalardı; bugün israf diye bir konu gündemde olmaz dünya insanlığı mutlu ve huzurlu yaşardı.  

İsraf konusu; ulusal olduğu kadar aynı zamanda uluslararası bir konudur.  

Tüketim çılgınlığına izin verilmesi,  israfı tetikliyor. Birileri para kazanacak diye insanların duygularını kullanılıyor. Bunun sonucu aşırı tüketim ortaya çıkıyor.  Bir iki değişiklikle arabalar, cep telefonları, teknolojik ürünler, kıyafetler, yiyecekler insanlara sunularak daha elindekinin ömrü bitmeden yenisi alınıyor.  Televizyon reklamları da bu işin tetikçisi olarak görev yapıyor.  

İsrafın, ortaya çıkardığı aşırı tüketimin sosyal, ekonomik, ahlaki erozyonunu düşünen yok. Yurdum insanı burada da sahipsiz. Devlet; halkın duygularını sömüren, halkı israfa teşvik eden halkın moral motivasyonunu bozan reklamlara, uygulamalar izin vermemelidir.  

Devletin önceliği halk olmak zorundadır. Bir kaç holding para kazanacak diye halkın duygularının sömürülmesine izin verilmemelidir.  

Düşünün televizyonda reklamı yapılan bir gıda ürününü gören bir çocuk o ürünü  alamayacak durumda olan babasından veya annesinden istediğinde o ailede yaşanan travmanın sebebi kimdir?   

Dünya nimetlerinin paylaşılmasında adalet yoktur.  

Zengin insan ve ülkeler lüks bir hayat yaşarken, yoksul insan ve ülkeler yaşam mücadelesi vermektedir.  Bir yanda lüks, uzaktan kumandalı evler diğer yanda gecekondular.  

Bir yanda ne yiyeceğini şaşıran kuş sütü eksik sofralar diğer yanda ekmek bulamayanlar.  

Bir zamanlar ABD’ de ırkçı beyazlar zenci insanlar için evlerinin kapılarına “Zenciler ve köpekler giremez” yazısını asıyorlardı.  Şimdi onun yerini ne mi aldı?  

Zenginlerin ülkelerine, mahallelerine, evlerine fakirler giremez oldu. Avrupa ülkelerine, Amerika’ya binlerce insan kaçak yollarla girmek için ölümü göze alıyor. Bu ülkeler sahip oldukları zenginlikleri israf etmeyip bu ülke insanlarının ülkelerinde  paylaşmış olsalardı bu göçler olmazdı. 

IMF’ nin 2023 sıralamasına göre Dünyanın en zengin yirmi beş  ülkesine baktığımızda 4. sırada Katar’ı 6. sırada BAE’ ni 22. sırada da S. Arabistan’ ı görüyoruz. Bunlar sözde Müslüman ülkeler; tabi oldukları Kur’an-ı Kerim kutsal kitabında zekat diye bir emir var. Ama görmüyorlar; duymuyorlar, uygulamıyorlar. Allah’ ın zekat emri uygulanmış olsaydı Afrika ülkeleri dahil dünyanın hiçbir ülkesinde  yoksul ve muhtaç insanlar  bulunmazdı. Müslümanlar ; zekat vermeyerek, israf ederek, infak etmeyerek  günah üstüne günah işleyerek yaşamaya devam ediyor.   

Bulutlara ulaşan gökdelenler; anormal pahalı lüks arabalar, şatafatlı her yerlerinden israf dökülen bu ülke ve insanlarının verecekleri hesap ağır olacaktır.  

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO)’ ya göre Dünyada üretilen gıdanın %14’ü israf ediliyormuş.    

BM Gıda İsrafı Endeksi Raporuna göre Türkiye’ de her yıl kişi başına 93 kğ. Yiyecek çöpe atılıyormuş. 

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı(TİSVA)’nın hazırladığı rapora göre ülkemizde  bir yılda (2018 verilerine göre) milli gelirin %15 ine denk gelen yaklaşık 555 Milyar liralık kaynağın özellikle- meyve, sebze, ekmek, su - alanlarında israf edildiğini tespit etmiş.  

İsrafı önleme adına neler yapılmalıdır? 

İsrafı önleme seferberliği ilan edilerek tüm birey, kurum, kuruluş ve sektörler bu seferberliğin içinde yer almalıdır.  

İsraf, konulu hutbeler cuma namazlarında okunmalıdır. 

Halka israfı önleme eğitimleri verilmelidir. 

İsrafı önleme etkinliklerine katılmalar özendirilmelidir.  

Geri dönüşüm olayı etkinleştirilmelidir. 

İsrafta Toplam Kalite Yönetimine geçilmelidir.   

İsraf, milli eğitimin ders müfredat konuları arasına alınmalıdır.  

İsraf konusunda toplumsal bilinç oluşturulmalıdır.  

Mali kaynak sıkıntısı çeken ülkemiz için hazırda bir kaynak var iken kaynağı yabancı turistlerin getirecekleri ve zengin ülkelerin verecekleri dövizlerden medet ummadan  israf ekonomisine önem verip uygulasak daha mantıklı olmaz mı?  

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüp Özdumanlar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuna Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuna Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuna Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuna Gazete değil haberi geçen ajanstır.