Devletin çocukları

Devlet, vatan toprağı üzerinde yaşayan milletinin ekonomik, sosyal olarak temsilcisi olan tüzel soyut bir varlıktır.

Devlet ana mıdır? Baba mıdır?

Bence devlet yeri ve zamanı geldiğinde şefkatli kollarını açarak ana; yeri geldiğinde koruyup kollayan, demir yumruğunu masaya vurarak disiplini ve otoriteyi sağlayan babadır.

Devlet; olmak kolay bir iş değildir. 

Devlet olmak için önce uğruna kan dökülmüş, can verilmiş vatan olacak toprak parçası lazım.

Devlet olmak için; azimli, yürekli, bedel ödemeyi göze alan, mücadele ruhu taşıyan, insanlardan oluşan millet lazım.

Devlet olmak için; bu milleti sevk ve idare edecek, milletinin güvenliğini, eğitimini, sağlığını saylayacak, adil bir yönetim sergileyecek güvenilir, dürüst, imanlı, inançlı, yürekli, sevilen, saygı gören, çalışkan, milletinin çıkarlarını kendi çıkarlarından önde göre millettin içinden çıkmış , milletin bir ferdi gibi yaşayan bir lider lazım.

Bunlardan birisi eksik olursa orada devletten bahsedemeyiz. Orada devlet değil; ancak kabile olur.

Devlet ve devleti yönetenler; milletin, devletine karşı sevgi ve saygı dolu olmasını istiyor ve bekliyorsa önce devlet sosyal devlet olarak kendisini milletine sevdirmesi ve saydırması gerekiyor.

Başta devletin lideri olmak üzere millet adına devlette görev alan bakanlar ve vekiller; devlet adına yönetimde bulunanlar sosyal, ekonomik, hukuki ve siyaset alanlarında yapacakları icraatlarla milletin takdirini almalıdır.

Milletten kopuk; millete rağmen uygulamalar milleti mutsuz ve rahatsız edecektir.

Milleti üzecek uygulamaların yapılmaması milletin aptal yerine konulmaması gerekiyor.

Her birey lider olamayacağı gibi her birey yönetici de olamaz.

İnsanı yönetmek bir yetenek işidir. Devleti yönetmek ise hem yetenek hem de yaratılıştan gelen bir özelliktir. Liderliğin okulu yoktur. Lider olunmaz; lider doğar.

Millet; liderini, devletini sevecek, saygı duyacak. Çünkü devlet ve devletin lideri bir milletin onurudur, şerefidir, namusudur, istiklali ve istikbalidir.

Eğer devlet yok olacak olursa milletin varlığı bir anlam ifade etmez. Aynı şekilde millet yoksa devletin var olmasının da bir anlamı yoktur.

Kısacası, millet devletine; devlet de milletine sahip çıkmak zorundadır.

Çok şükür. Türk milletinin bugüne kadar böyle bir sorunu olmamıştır. Millet devletine, devlet de milletine dün olduğu gibi bugün ve yarında sahip çıkmıştır; çıkmaya da devam edecektir.

Tabi ki, dün olduğu gibi bugün ve yarında bu devleti yıkmak; bölmek isteyen içeride de dışarıda da düşmanlar olacaktır.

Yeter ki, millet devletine küsmesin. Millet, devletine sevgi ve saygısını kaybetmesin.

Devleti yönetenler de; milletin her bir ferdi de dostun ve düşmanın kimler olduğunu bilmelidir.

Bizim bizden başka dostumuz yoktur. Onun için devlet millet birlikteliğini bozacak iç ve dış mihrakların oyunlarına gelmemek gerekiyor.

Devletine güvenen, devleti için ölümü göze alan devletine hizmeti karşılıksız yapan devletini karşılıksız seven millet olduğu sürece devletin sırtı yere gelmez.

Ancak bu duygu ve düşünceler milletin fertlerinde olduğu kadar devlet adına devleti yönetenlerde de olmalıdır.

Kendi çıkarları için çalışan devlet yöneticilerini gören milletten fedakârlık beklemek o milleti çıkarları için kullanmak demektir.

Devlet; hukuku, imkânlarını ve hizmetlerini milletine eşit ve adil bir şekilde dağıtmalıdır.

Tarihte devletin milletten koptuğu dönemlerde neler olduğunu burada anlatmaya gerek yok.

Milletin değerlerinden kopan, milletten uzaklaşan devlet yöneticilerinin devleti ne hale getirdiğini bilirsiniz.

“Tarihten ders alınsaydı hiç tarih tekerrür eder miydi?” Sözü boşuna söylenmemiş.

 Devleti devlet yapan adalettir. Eğer bir ülkede adalet yok ise o ülkenin hayat damarlarında tıkanıklık var demektir.

Hz. Ömer(r.a): “Adalet, mülkün temelidir” Demiş.

Devlet, ayakta kalsın istiyorsak devleti yönetenlerin adaletten ayrılmamaları gerekiyor.

Devlet, adil yönetim göstermezse, milletten adil olmasını bekleyemeyiz.

Devlet, milletin kutsal değerlerine sahip çıkmazsa milletin kutsal değerlerine sahip çıkması beklenemez.

Millet, dişinden tırnağından kesip devletine verdiği vergilerin kendisine hizmet olarak dönmesini istemesinden doğal bir istek değil mi?

Milletin, devletin sosyal devlet olmasını istemesi absürt mü olur?

Milletin; eğitim ve öğretimde fırsat eşitliği olmasını istemesi çok mu lüks olur?

Zenginin daha zengin; fakirin daha fakir olduğu bir ekonomi modeli uygulanmasını istememesi çok mu fazla olur?

Millet; her yerde her zaman adaleti görmek istiyorsa bunu hak etmiyor mu?

Devlet, vatandaşını baş taçı yapmalıdır. Onun varlığı devlet için kutsal olmalıdır. Onun mutlu bir yaşam sürmesi hedef olmalıdır.

Devlet; Mustafa Kemal Atatürk’ ün dedeği gibi “Yurtta sulh, dünyada sulh” ilkesine sadık kalarak gerek yurt içinde gerekse yurt dışında savaşa girilmesine fırsat vermemelidir.

Devlet; israfta, hizmette, adalette başta vekiller olmak üzere millete örnek olmalıdır. Devlet israf bataklığında cebelleşirken milletten tasarruf ve sabır beklenmemelidir. Ayıp olur; günah olur, haksızlık olur.

Allah(c.c)’ ın af etmediği tek günah kul hakkıdır. Devleti yönetenler milletin hakkını yiyecek icraatlardan uzak durmalıdır.

Cenab- ı Hak:

“Ey Davud! Biz seni yeryüzüne halife tayin ettik. O halde insanlar arasında hak ve adaletle hükmet. Heva ve hevesine uyma yoksa bu durumun seni Allah’ ın yolundan uzaklaştırır. Doğrusu Allah’ ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmaları karşılığında çetin bir azap vardır.” (Sad Suresi, 26. Ayet)

Hz. Muhammed(sav): “Kıyamet günü insanların Allah’a en seçilmişi ve yakını adil devlet adamıdır.” (Tirmizi)

Devlet adına devleti temsil eden devlet yöneticileri bu ayet ve hadis ışığı altında “olmak veya olmamak” kararını versin.

Adil devlet yöneticisi olmaya cesareti olmayanlar; görevlerini terk etsin. Çünkü bu tipler hem kendilerine hem devlete hem de millete zarar verir.

Devleti hem ana; hem de baba olarak kabul ettiğimize göre o zaman nasıl ki, her anne ve baba için çocukları gözlerinin nurudur.

Devletin çocukları olan milletin her bir ferdi, devlet için birer göz nuru olması gerekmez mi?

Bence bu milletin her bireyi göz nuru olmayı hak ediyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüp Özdumanlar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuna Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuna Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuna Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuna Gazete değil haberi geçen ajanstır.