Öğrenmeyi öğrenmek

Öğrenme; bireyin eğitim ve öğretimin süreci sonucunda istenen davranışları gösterip gösterememesidir.

Eğer; sürecin sonucunda istenen davranış ve değişiklikleri göstermiş ise öğrenme olmuş demektir. Aksi durumda öğrenme gerçekleşmiş sayılmaz.

İnsan varlığı doğduğu andan öleceği ana kadar öğrenme süreci içindedir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) okumayı bilmiyordu. Allah(c.c), Cebrail(as) vasıtasıyla “İkra” Diyerek ona okumayı öğretti.

Kur’an-ı Kerim’ de öğrenme ile ilgili ayetlerden bazıları şöyle:

“Hiç bilenlerle; bilmeyenler bir olur mu?” Zumer Suresi, 9. Ayet

“Ey Rabbim! İlmimi artır de.” Taha Suresi, 114. Ayet

Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav): “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Müslim

“İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse evine dönünceye kadar Allah yolundadır.” Tirmizi

Öğrenmenin yolu soru sormaktan geçer. Soru soran insan ben öğrenmek istiyorum der.

Soru; doğru zamanda, doğru yerde doğru soruyla doğru insana sorulmalıdır.

Öğretmen iken, soru sormaya çok önem verir; soru soran öğrenciyi sever olumlu olarak değerlendirirdim.

Soru sormak cesaretli insanların işidir. Soru soran sadece öğrenmek için sormaz hesap sormak için de sorar. Hesap sormak da bir öğrenme türüdür.

Günümüzde yanlış yapan yöneticilere soru sorarak hesap sorulmadığı için yanlışlar tekrarlanıp duruyor.

Ne güzel! İnsanını bilmediğini bilmesi ve öğrenmek istemesi takdir edilecek bir davranıştır. Çünkü bazı insan tipleri kendilerinin her şeyi bildiğini zanneder ve soru sormayı kendisine alçaklık olarak düşünür. Halbuki çok bildiğini zanneden kimseler çok yanılır; hata yapar. Herkes her şeyi bilemez; bilmek zorunda da değildir. İnsanın yaratılışı gereği bu mümkün değildir.

Hak dostuna sormuşlar:

Alim Kimdir? “Bildiğini Bilen”

Ya Arif Kimdir? “Bilmediğini Bilen”

O zaman her Alim, Arif her Arif de Alim olmalıdır.

“Ya öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya da bunları seven ol. Sakın beşincisi olma helak olursun.” Tebarani

Soru sormayı gurur edinen insan tipleri öğrenmeyi yaşayarak öğrenmek zorunda kalır. Bu yaşanmışlık bazen insana pahalıya mal olabilir. Hayat yolunda yürürken duvara toslayarak öğrenmek yerine duvarın var olup olmadığını sorarak yürümek daha akıllıca olmaz mı?

İnsan; arı misali çevresinde bulunan çiçeklere konarak bal yapacak malzemeleri toplamalıdır. Öğrenmenin zararı olmaz. Her bilgi gün gelir işine yarayabilir. İnsan hafızası, öğrenmeye açık ve yeterli kapasiteye sahip olarak yaratılmıştır. Yeter ki, sen öğrenmeye istekli ol!

Toplum; bilmeyen insanı hoş görürken, öğrenmeyen insanı hoş görmez.

Günümüzde öğrenmenin çok kolay olduğu bir çağda bilgiye ulaşmanın İnternet ağı ile çok basit olduğu bir zamanda bilgisiz kalmanın mazeretleri ortadan kalkmıştır.

Öğrenmeyi öğrenmek nasıl olacak?

En kolay öğrenme yolu: Beyinde şekiller oluşturarak ve bilgileri birbirine bağlayarak öğrenmedir. İnsan beyni, bir konu ile verimli olarak en çok 40 dakika civarında ilgilenebilir.

Zihni, belli aralıklarla başka işlerle uğraştırarak dinlendirmelidir. Örneğin, ders çalışırken aynı derslere ardı ardına çalışılmamalıdır.

Öğrenme ortamı önemlidir. Öğrenmeye engel olacak her ne varsa ortadan kaldırılmalıdır.

Öğrenilenler yazarak, anlatarak uygulamaya konulursa kalıcı olur.

Öğrenmede olmazsa olmazlardan biri de motivasyondur. Öğreneceğin bilgiye karşı sevgin ve ilgin olmalıdır. Tüm dikkat öğrenilecek bilgiye verilmelidir. Hedefe kilitlenmek gibi...

Çin’ li düşünür Konfiçyüs: İşitirsem unuturum. Görürsem hatırlarım.Yaparsam anlarım diyerek öğrenmenin kesin olması için bilginin uygulamaya aktarılması gerektiğine vurgu yapmıştır.

Öğrenmenin zamanı yoktur. Ancak, öğrenci olarak olaya bakacak olursak o zamanı öğrenci kendisi belirler. Tercih edilen sabahın ilk saatleri, akşam güneş batmadan veya yatmadan önceki zaman dilimleridir.

Öğrenme; bilmediklerimize yönelik eylem olacağına göre:

Bilmediklerimiz için:

-meraklı,

-kararlı,

-istekli,

-sevmeli,

-ön yargısız ,

-disiplinli,

-samimi,

-öz güvenli,

-engellere hazırlıklı,

-öğrenme istekli arkadaşlara sahip olunmalıdır.

Son yıllarda kalıcı öğrenmeyi sağlamak için sadece konuyu anlatmak yerine çocuğun duygularını da katmak gerektiği ortaya çıkmıştır. Öğrenmenin %20 oranında zihinsel %80 oranında duygusal zeka ile olduğu anlaşılmıştır.

Öğrenmede disiplinin yanında aynı zamanda eğlenmede olmalıdır.

Öğrenenin merak ve ilgisinin olmasının yanında sevginin oluşması da gerekir. Bunun için bireyin beyninin duyguyla ilgili alanlarının da harekete geçirilmesi gerekir.

Okuduklarının %10’ u, işittiklerinin %20’si, gördüklerinin %30’u hem görüp hem işittiklerinin ise %50’si, uyguladıklarının %80’ ini davranış haline getirebilirsen işte o zaman %90 aldığın bilgiler ile öğrenme olmuş öğrendiğin bilgiler unutulmamış olacaktır.

Öğrendiğin bilgilerini uygulamaya geçiremiyorsan ki, böyle insanlar, kendilerine aydın; alim diyenler var.

Bilgisini paylaşmaktan kaçınan mezara götürmeyi düşünen insan tipleri var. O tip insanlar, öğrendikleri bilgilerin hamallığını yaparak yaşarlar.

Her zaman öğrenen; öğrendiklerini de öğreten olmaya çalışalım.

Napolyon

Napolyon, düşman askerlerinden kaçarken bir dükkana sığınır.

Dükkan sahibi Napolyon’ u karşısında görünce şaşırır. Napolyan: “Beni saklamalısınız” Der.

Dükkan sahibi Napolyon’u saklar. Gelen düşmanları yanıltacak cevap verir.

Napolyo’ nun muhafızları gelir; Napolyon’ u kurtarır. Dükkan sahibi Napolyon gibi bir komutanı karşısında gördüğü için hem şaşkın hem mutludur. Soru sorma cesaretini gösterir.

“Efendim! Af buyurun merak ettim, sizin gibi ünlü bir komutan ölümle burun buruna geldiniz. O an ki, yaşadığınız duyguları merak ediyorum. Söyler misiniz?”

Napolyon, öfkeyle askerlere “Alın bu adamı kurşuna dizin.”

Askerler, dükkan sahibini duvarın önüne getirdi. Ellerini arkadan bağladı. Gözlerine de bandana geçirdi. Askerler, tüfeklerine adama doğrulttu. Napolyon’ dan emir beklemeye başladı.

Napolyon, adamın yanına gitti. Titreyen adamın başındaki bandanayı çözdü.

“Bre gafil adam! Biraz önce bana bir soru sormuştun. O sorunun cevabı senin biraz önce yaşadıklarının içinde saklıdır. Sanırım sorunun cevabını almışsındır. “

Adam, Napolyon’ nun bacaklarına sarıldı. Af diledi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüp Özdumanlar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuna Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuna Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuna Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuna Gazete değil haberi geçen ajanstır.