Futbol mu ayak oyunları mı?

Futbol oyunu dünyanın hemen hemen her ülkesinde sevilen bir spordur. Futbol sporu, çocuk yaşlardan yetişkin yaşlara kadar oynanabilen bir tutkudur; aşktır.

Anavatanı İngiltere olan bu sporu genelde erkekler yaparsa da günümüzde kadınlarında ilgi duyduğu bir spor olmuştur.

Taraftarı, seyircisi ile devasa bir sosyal olay olan bu sporun devasa da bütçesi vardır.

Futbol kulübü taraftarı, vatan toprağı gibi futbol takımını tutar. Özellikle ülkemizde dört büyük taraftarı gece-gündüz; kar-yağmur, soğuk-sıcak demeden takımının yanında olur, maddi ve manevi aç kalır susuz kalır destekler.

Maç günü diğer günlerden farklıdır. O gün kendince hazırlık yapar; bedenen ve ruhen hazırlanır. Ya stadyuma gider canlı izler ya da evde formasını giyip televizyonun karşısına maç saatinden önce geçer bekler. O saatte gözü kimseyi görmez; kulakları kimseyi duymaz. Televizyon ekranı ona hizmet eder. Maç biter; saatlerce yorumları dinler, tekrar tekrar aynı görüntüleri izler. Geç saatlere kadar yorumcuları dinler. O gün ya mutlu neşeli olarak veya hüzün dolu uykusuz olarak günü tamamlar.

Futbol takımının maçını stadyumda izliyorsa orası ayrı bir alemdir. Binlerce insan aynı tempoda ayakta ya takımının lehine tezahürat yapar ya da rakip takımın oyuncularına küfür eder. Maç boyunca hakemin sülalesinde kimse kalmaz hepsi küfürden nasibini alır.

O saatlerde binlerce insanın tek bir hedefi ve amacı vardır. Oynanan maçı ne olursa olsun kazanmak. Sahada top oynayan oyuncular hata yapmayacak, var güçleriyle mücadele edecek ve gol yenilse de yediği golden fazla gol atmak mecburiyetindedir.

Aksi düşünülmez.

Hele seyirciye karşı uygunsuz söz ve ve mimiklerde bulunamaz. Velev ki oldu; kendi takımının oyuncusu veya teknik sorumlusu da olsa fark etmez sahada acımasızca yargılar; cezalandırır.

Maç boyunca oturmadan bağırır. Futbolun bir spor olduğu bir eğlence olduğu bilinse de duygularının esiri olarak kendini kaybederek yanında eşi, çocuğu veya kadınların olduğunu milyonlarca insanın maçı ekrandan izlediğini düşünmez ağzına geleni söyler.

Bu kısa futbol girizgahından sonra asıl konumuza gelelim.

Futbol; ulusal olduğu kadar uluslararası boyutu olan işin içinde bahis, mafya ve siyasetin bulaştığı devasa futbol sektörüdür.

Bu devasa ve sosyal olayın perde arkasında bir takım ayak oyunları satın alarak, hakemi etkilemeler oluyor.

Sonuçta ne oluyorsa iyi niyetle tuttuğu futbol takımının maçlarını stadyumda veya televizyonun başında eğlenerek izlemek isteyen taraftara oluyor. Gördükleri haksızlıklar ve yanlışlıklar karşısında üzülüyor; strese giriyor, stres atacağı yerde ruh sağlığı bozuluyor. Kimsenin buna hakkı yoktur. Bu insanların tek eğlencesini de ellerinden alanlar bilerek veya bilmeyerek büyük bir haksızlık yapıyorlar. Bu durumun sorumlularını izleyenler hiç mi binlerce insanın düştüğü durumdan rahatsız olmuyor?

Maçı yöneten sahadaki veya VAR denilen odada ki görevli hakemlerin bilerek veya bilmeyerek verdikleri yanlış ve yanlı kararlardan dolayı aldıkları parayı nasıl helal diye yiyebilecekler?

Özellikle bu sezon hemen hemen her zirveyi oynayan büyük kulüplerin maç sonları olaylı bitiyor.

Binlerce insanın stadyumda milyonlarca insanın televizyon başında izledikleri maçları katledenler, bu rezilliğe göz yumanlar farkında olmadan veya farkında olarak toplumun sinir uçlarına dokunuyorlar.

Yeterince stres ortamında yaşayan yurdum insanlarına bu travmaları yaşatanlar veya buna izin verenler olası çıkabilecek sosyal sonuçların sorumlusudurlar.

Dün akşam oynanan Galatasaray- Antalyaspor maçının sonunda Beyaz Tv. Derin Futbol programına çıkan Antalyaspor yöneticisi

Sinan Boztepe bakın ne diyor: “Anadolu kulüpleri meze değil. Hakkımızı yediler. Allah’ da onlardan sorsun.”

Türkiye’ de futbol sporu kan kaybediyor. Çok sevilen bu spordan insanlar nefret etmeye başladı.

Bir özdeyiş vardır: “Düğün değil; bayram değil, eniştem beni niye öptü?”

S.Arabistan’ da yapılması planlanan ve yapılamayan Süper kupa maçı her ne hikmetse Şanlıurfa’ ya alındı. Ünlü hakem Ahmet Çakar’ ın söylediklerini söylemek istemiyorum. Merak eden açıp baksın.

Ankaragücü spor kulübü başkanı sahaya indi; hakeme yumruk attı. Tık yok.

Her maç sonu hakemlerden şikayet var; duyan yokt.

“Körler; sağırlar birbirini ağırlar” mı acaba?

Yabancı gözlemci, yabancı hakem getirilmesi konuşuluyor. Bunun anlamı nedir? Bu ülkede güvenilir gözlemci ve güvenilir hakem yoktur demektir.

Bu sezonunu şampiyonunu eğer derbi maçına taşınmak isteniyorsa büyük yanlış yapılıyor demektir. Tekrar düşünülmesinde yarar var.

Yol yakınken sporu sporculara bırakın. Sporu eğlence olmaktan çıkarmayın. Sporcuların ahlakını bozmayın.

Hak edenin kazanacağı hak edene kaybedenin saygı duyacağı bir sportif olay olmasını sağlayın.

Yurdum insanının severek izlediği futbol sporunu kendi emellerinize, hesaplarınıza alet etmeyin.

Maç keyfini murdar etmeyin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüp Özdumanlar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuna Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuna Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuna Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuna Gazete değil haberi geçen ajanstır.