MHP'nin ağır yükü

İsrail şu günlerde daha önceki katliamlarına daha şiddetli eklemeler yaparak Filistinlilere karşı soykırımda bulunuyor. Bu soykırım dan önce Hamas’ın ,sonuçlarını bile bile İsrailli sivillere yaptığı baskının İsrailin yapacağı soykırıma bahane olmaktan başka neye yaradığını bilemiyorum. Her zaman önemli olan sonuçtur.

İsraili ilk tanıyan müslüman ülke biziz. Çünkü ülkemizin çıkarları söz konusuydu.74 teki Kıbrıs harekatımızdan sonra Ecevit şöyle bir stratejiye yöneldi. Bizim Birleşmiş Milletler görüşmelerimizde tüm Arap ülkeleri bizim aleyhimizde ,Ermeni,Rum ve Yunanistan lehine oy kullanıp tavır alıyorlar. Biz Filistin davasını desteklersek belki bizi desteklerler.

O günden bugüne Filistin’e   destek vermemize rağmen Arap ülkelerinden uluslar arası platformlarda hiçbir desteği alamamaya devam ettik. Filistin devlet başkanı, Mahmut Abbas ta dahil, Mısır ,Suudi Arabistan ve diğerleri de dahil Akdeniz deki çıkarlarımıza ters ittifaklar yaparak Rumların yanında yer alıyorlar. Ermenistan Azerbaycan savaşında destek cümleleri de sarf etmediler. Bizim Filistine ve İsrail in uyguladığı insanlık dışı tavra karşı verdiğimiz mücadele hiçbir zaman karşılığını almadı. Bu hala böyle.

Araplardan bahsedelim. Ama önce Filistinlilerin Arap olmadığını ekleyelim.

Arap milliyetçiliğinin temeli Türk düşmanlığına dayanır. Bunlar 1918 de akılları sıra Osmanlı imp dan İngilizlerin yanında bize silah sıkarak  bağımsızlıklarını aldılar ancak İngilizlerin de oyuncağı oldular. Aslında Osmanlı dönemindeki hallerini mumla arıyorlar.

1948 te İsrail kurulduktan sonra Araplardaki  Türk düşmanlığı,  yerini İsrail düşmanlığına bıraksada akıllarında Türk düşmanlığı yerini kaybetmedi.

Araplar Türkiye’nin  Ortadoğu’da olmasını istemiyorlar o bölgede liderliğin kendilerinde olmasını istiyorlar.

Konunun uzmanlarının dikkat çektiği bir gelişme ise akan zaman içerisinde Türkiye’de çok önemli bir değişim gerçekleşti ve  iktidar daha önce hiç olmadığı ölçüde İslamcı bir politika izlemeye başladı.

Bu politika bir sünni islam birliği kurmaya çalışan bir anlayış olarak adlandırılıyor.

Bu anlayış aslında Arap ülkeleri ve özellikle Suudiler tarafından ve  Mısırdan büyük tepki gördüğü için ve tarihsel rakibimiz İran tarafından da karşı faaliyetlerle kösteklendiği için dış siyasette yalnız kalma tehlikesiyle yüz yüze kaldık.

Doğu Akdeniz de ve batı Avrupa da yalnız kaldığımız için İsrail ile yakınlaşmaya başlanmıştı ki ,Hamas  bunu engellemiş oldu. Bu katliamların öncesinde Mısır ve Suudlar bize ,yakınlaşmak çabalarımızı göz ardı etmeden kendilerini rahatsız eden Müslüman kardeşler ile mesafeli olmamız şartlarını koymuşlardı.

Ancak bu operasyonlar başlayınca Türkiye tekrar Müslüman kardeşler ve Hamas lehine beyanlar vermeye başladı .

Nato ve ABD nin ,tüm batı dünyasının azılı bir terör örgütü olarak tanıdığı Hamas’ın ,Türkiye devletine göre terör örgütü olmadığı yönündeki beyanatlar ülkemiz dış siyasetinin duygusallığının sonucuna ve önemli dezavantajlı sonuçlarının olacağına işaret ediliyor.

Hamas aslında Filistin halkını temsil etmiyor. Kendi halkını düşünen hiçbir kurum yada oluşum ,onların yok olmasına sebep olacak bir harekette bulunmaz. Türkiyede durumun bir din savaşıymış gibi kamuoyu oluşturulmuş durumda.

Bugün meydanlarımızda Filistine verilen desteğin arkasında hükümet ortağı olan Hüdapar ın önemli katkısı var.

Türk halkı bu islamcı projenin farkında olmalı.

Bizim dönmemiz ve dış politikamızı oluşturması gereken yer Türk Dünyasıdır. Eksenimiz Türk Dünyası olmalıdır.

Allahtan iktidar ortağı olan MHP iktidarın yönünü biraz da olsa Türk dünyasına çevirdi. Ama çok ta aktif değiliz. Burada Azerbaycan ve Kazakistan gibi ülkeler insiyatif kullanarak Türk Dünyası projesini ayakta tutmaya çalışıyorlar.

Geleceğimiz Türk dünyasında. Araplardaki Türk düşmanlığına dayalı Arap milliyetçiliği ve kendilerinden olmayan Müslümanları dışladıkları “Mevali” anlayışının ortak paydaları engellediğini görmek gerektiği uzmanların ortak görüşü ki bende böyle düşünüyorum.

Türkiye şu anda  çok yalnız. Batının örtülü ambargolarıyla karşı karşıya kalması ekonomisini gittikçe yaraladığı gibi halkın refah seviyesine ,geleceğe olan inancına zarar veriyor.

Dış yatırımların gittikçe azalması, paramız gittikçe değersizleşmesi,  vatandaşlarımızın dolaşım haklarının ellerinden alınması, enflasyonun sürekli artması bunun sonucu.

Ne Rusya ya ne ABD ye ne Avrupa ya yaranabiliyoruz. Çünkü aklımız başka yerlerde ve duygularla alınmış kararlar ve stratejilerde.

 Türkiye’nin yalnızlığı çok tehlikelidir,  bizi hedef haline getirir.

Biz ne Amerikancı ne Rusya cı ne Avrupacı olmayalım ancak  tüm ülkelerle iyi ilişkiler kuralım. ABD ile de İsrail ile de iyi ilişkiler kuralım. Suudlar la da,Çin,Hindistan,İran la da.

100. yılda Atanın kurduğu Türk kimliği ve Türk milliyetçiliğine dayalı cumhuriyet kimlik mantalitesi çok zayıflamış durumda. Türk kimliği ve demografik yapısı  bu gelen göçmenlerle de  tehlike altında. Kendi kimliğimizin değerini düşürmemeliyiz. Bugün Hristiyan Macarlar, kendilerini Türk hissettikleri için AB deki her platformda bize destek veriyor iken Müslüman İran Ermenistan a destek verdi Azerbaycan a karşı.

 İktidar ortağı MHP nin üzerindeki sorumluluk çok ağır. Çünkü artık sesi ve etkisini daha fazla hissettiren Hüdapar’ın stratejisinin önüne geçmek için daha aktif ve güçlü olmak zorunda. Eğer Türk Birliğinden uzaklaşırsak yada güçlenmesini sağlayamazsak yalnızlığımız bizi bu coğrafyada büyük felaketlerin içine sokacak.

 Sevgiler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çağatay Gülseçkin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuna Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuna Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuna Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuna Gazete değil haberi geçen ajanstır.