İsrail'in kurulmasına giden süreç: 106. yılında Balfour Deklarasyonu

Filistin güçleri ile İsrail ordusu arasındaki çatışmalar 7 Ekim'den bu yana aralıksız sürerken, İsrail'in kurulmasına zemin hazırlayan gelişmeler gündemdeki yerini koruyor. Bunların en önemlisi kuşkusuz ki 1917'de imzalanan Balfour Deklarasyonu. Peki, Balfour Deklarasyonu nedir, İsrail'e ne gibi avantajlar sağlamıştır? Bu soruların yanıtını ve daha fazlasını haberimizde bulabilirsiniz

Haber Merkezi
Haber Merkezi Tüm Haberleri
İsrail'in kurulmasına giden süreç: 106. yılında Balfour Deklarasyonu
İsrail'in kurulmasına giden süreç: 106. yılında Balfour Deklarasyonu
Haber albümü için resme tıklayın

Filistin toprakları üzerinde bir İsrail Devleti'nin kurulmasına zemin hazırlayan Balfour Deklarasyonu, tam 106 yıl önce imzalandı. Filistin toprakları üzerinde İsrail Devleti'nin kurulmasına zemin hazırlayan Balfour Deklarasyonu'nun imzalanmasının üzerinden 106 yıl geçti. Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, Siyonist hareketin önemli isimlerinden Baron Walter Rothschild'e 106 yıl önce (2 Kasım 1917) kalem aldığı mektupta, Filistin topraklarında Yahudilere bir vatan kurulması sözünü veriyordu.

FİLİSTİN'E YAHUDİ GÖÇÜ

"Halksız vatana, vatansız halkı yerleştirme" sloganıyla yürütülen kampanyalar kapsamında kaleme alınan mektubun ardından, tarihî Filistin topraklarına büyük bir Yahudi göçü başlatıldı.

Önce Mekke Şerifi Hüseyin bin Ali'ye Arap Krallığı'nı vadeden, ardından Sykes-Picot Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarını Fransa ile paylaşan İngiltere, manda yönetimi öncesi süreçte işgal altında tuttuğu tarihi Filistin topraklarında bir İsrail devletinin kurulmasına uzanan yolu hazırlamış oldu.

İngiltere, 106 yıl önce Filistin halkını yok sayarak 1948'de Filistin topraklarında İsrail devletinin kurulmasına zemin hazırladı. Balfour'un 106 yıl önce yazdığı mektup ve ardından sürdürdüğü manda yönetimi ile Filistin topraklarını Yahudilere "vatan" kılan ve devlet kurmalarına yol açan İngiltere, 2012'deki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Filistin'in devlet olarak tanınmasına ilişkin oylamada ise çekimser oy kullanmıştı.

İsrail'in kurulmasına giden süreç: 106. yılında Balfour Deklarasyonu

BALFOUR DEKLARASYONU NELERE YOL AÇTI

İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour'un Birinci Dünya Savaşı'nın üçüncü yılında Siyonist hareketin önde gelen figürlerinden Rothschild'e hitaben yazdığı "Filistin topraklarında Yahudiler için bir vatan vadeden" mektup, tarihe "Balfour Deklarasyonu" olarak geçti. Deklarasyon, İsrail devletinin kurulmasına giden süreçte en önemli kilometre taşı olarak görülüyor.

Rothschild ve Balfour arasında karşılıklı yazışmalar sonunda hazırlanan deklarasyon, İngiltere'nin savaşa yeni dahil olan ABD'de güçlü olduğuna inandığı Yahudi diasporasını etkilemeyi hedefliyordu.

"Saygıdeğer Lord Rotschild, Majestelerinin Hükümeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudi Siyonist isteklerini sempati ile karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım" sözleriyle başlayan Balfour'un mektubu şöyle devam ediyordu:

"Majestelerinin Hükümeti, Filistin'de Museviler için bir milli yurt kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Filistin'deki mevcut Musevi olmayan toplumların sivil ve dini hakları ile başka ülkelerde yaşayan Musevilerin sahip oldukları hak ve politik statülerine zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır". Balfour'un, "Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım" sözleriyle son verdiği mektup, daha sonra İtalya, Fransa ve ABD'nin de desteğini almıştı.

İNGİLİZ MANDA YÖNETİMİNİN TEMELİ OLUŞTURULDU

Mektubun yazıldığı 2 Kasım 1917 tarihinden bir hafta sonra basınla paylaşılan Balfour Deklarasyonu'na savaş sonunda Osmanlı Devleti'nin imzaladığı Sevr Anlaşması'nda yer verildi. Milletler Cemiyeti'nde 1922 yılında kabul edilen Filistin topraklarındaki İngiliz manda yönetiminin temelini de bu deklarasyon oluşturdu.

Balfour Deklarasyonu sonrasında İngiliz mandası altındaki Filistin'e 1920-1940 arası dönemde Yahudi göçü hız kazandı ve son olarak Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yönelik Nazilerin gerçekleştirdiği soykırım sebebiyle göç oranı giderek arttı.

Bu süreçte Filistinliler, topraklarındaki Yahudi nüfusun artışına karşı çıkmaya çalıştı. Ancak İngilizlerin manda yönetimini sonlandırarak Filistin'den çekilmesinin ardından, 1948 yılında Filistinlilerin Nekbe (Büyük Felaket) diye andığı İsrail devletinin kuruluşu gerçekleşti.

İngiltere Filistin'den çekildikten sonra İsrail devletinin kurulmasıyla işgal süreci daha da yoğunlaştı, yüz binlerce Filistinli yurtlarından sürüldü, büyük can ve mal kayıpları yaşandı.

Balfour'un öncülük ettiği süreçte tarihi Filistin toprakları üzerinde kurulan İsrail devleti, yarısından fazlasını zorunlu göçe maruz bıraktığı Filistinlilerin halihazırda yaşadığı bölgelere hala "halksız vatan" muamelesi yapıyor.

İsrail'in kurulmasına giden süreç: 106. yılında Balfour Deklarasyonu

İNGİLTERE'NİN YEGÂNE ESERİ

Filistinliler deklarasyon sebebiyle İngiltere'den Filistinlilerden özür dilemesi, Filistin devletini tanıması ve İsrail işgalini kınamasını isterken İngiltere bu talepleri reddediyor.

Balfour'un 100 yıl önce yazdığı mektup ve ardından sürdürdüğü manda yönetimi ile Filistin topraklarını Yahudilere "vatan" kılan ve devlet kurmalarına yol açan İngiltere, 2012'deki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Filistin'in devlet olarak tanınmasına ilişkin oylamada ise çekimser oy kullanmıştı. Hatta 2017’de, dönemin İngiltere Başbakanı Theresa May, deklarasyonun 100. yılı dolayısıyla yaptığı bir açıklamada, "İsrail Devleti'nin kurulmasında sahip olduğumuz rolden dolayı gurur duyuyoruz ve kesinlikle deklarasyonun 100. yılını gururla kutlayacağız" demişti.

FELAKETLER TRUMP İLE ARTTI

Filistinlilerin Balfour Deklarasyonu’ndan beri yaşadığı felaketler, dönemin ABD Başkanı Donald Trump döneminde patlama yaşadı. ABD Başkanı Trump’ın attığı adımlar, Filistinlilere Balfour Deklarasyonu’nu ikinci kez yaşattı. İsrail’in Birleşmiş Milletler kararlarına göre kendisinde kalan Batı Kudüs'ün dışında 1967’de Doğu Kudüs'ü de işgal ederek zaman içerisinde ilhak etmesi, ayrıca Kudüs'ün bir bütün halinde İsrail’in sözde başkenti olarak ilan edilmesi ve Trump döneminde ABD'nin bunu tanımasına giden süreç, 1917 Balfour Deklarasyonu ile başlayan sürecin devamı olarak görülüyor. Tıpkı İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour gibi, ABD Başkanı Trump da, Filistinlileri yok sayarak, sahip olmadıkları toprakları, hakkı olmayan kişilere vadetti. Trump'ın ardından rakibi Joe Biden’ın ABD Başkanlığına seçilmesinin ardından, Filistin üzerindeki baskı az da olsa hafifletilmesine rağmen, Washington'un Trump döneminde uyguladığı İsrail yanlısı politikalarda değişiklik olmadı.

# İSRAİL FİLİSTİN'DE SOYKIRIM YAPIYOR İLE İLİŞKİLİ:

02 Kas 2023 - 06:00 - Politika

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuna Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuna Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuna Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuna Gazete değil haberi geçen ajanstır.