Yarım asırlık zanaatkâr

  • Haberin Tarihi: 30 Kasım 2017
  • Bu haber 2714 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
Yarım asırlık zanaatkâr

 

Orhangazi’nin en eski saat tamircisi

İzzet Cansız (57), yaklaşık yarım asır önce başladığı saat tamirciliğini, Camiikebir Mahallesi Derviş Bey Caddesi üzerinde açtığı dükkânında şöminesinden fanuslusuna, rakkaselisinden sarkaçlısına kadar birçok saatle ilgilenerek icra ediyor.

Orhangazi’de 47 yıldır saat tamirciliği yapan İzzet Cansız, memleketi Trabzon-Maçka’da doğmuş. İlkokula 5,5 yaşında Maçka’da başlayan Cansız, 1967’de Orhangazi’ye ailesiyle göç edince eğitimine Orhangazi Atatürk İlkokulu’nda devam etmiş.

“BABAMIN ÇIRAĞIYIM”

Üç yıl sonra ortaokulu terk edip babası Ahmet Hamdi Cansız’ın saat tamirciliği dükkânında çırak olarak çalışmaya başlayan Cansız, “Ben hâlâ babamın çırağıyım” diyor. Cansız, babasının 1930’lu yıllarda Maçka’da adım attığı saatçiliği 1984’te rahatsızlığı nedeniyle bıraktığını, üç yıl sonra vefat ettiğini ifade ediyor. Saatlere o yıllardan beri merak salan usta Cansız, 1970’den beri mesleğine ara vermeden devam ediyor. Emektar saatçi, “Şimdiye kadar üç dükkân değiştirdim. Her biri yıkılınca taşındık. 1970’den 1983’e kadar şimdiki Orhangazi Kuyumculuk’un altındaydım. O yıldan 2011’e kadar ise şimdiki Finans Bank’ın olduğu yerde alt kattaydım. Bu dükkânda da 2011’den beri tek başıma çalışıyorum” ifadelerini kullanıyor. 2012’de SGK’dan emekli olan Cansız, mesleğine yönelik durumu şöyle paylaşıyor: “Ailemde benden sonra bu mesleği devam ettirecek kimse yok. Zaten ben de artık hobi olarak yapıyorum. Saat tamirciliği reel meslek olmaktan çıkmış durumda. Günlük hayatta çalışıp çok para kazanabileceğiniz bir iş değil. Ancak günlük hayatınızı idame ettirebilirsiniz. Saatçi arkadaşlarım da bu noktada benimle aynı durumda”

“SAATÇİLİK GÖNÜLLÜ RUHA BAĞLIDIR”

Üç çocuk babası, sözlerine “Üçünü de tamircilikten kazandığım paralarla okuttum. Ancak hiçbirine mesleğimi yapmalarını tavsiye etmedim. Çünkü kazanç zorluğu yaşayabilirler. Ben onları üniversite okumalarında teşvik ettim” diye devam ediyor. Saatçiliğin biraz da gönüllü ruha bağlı olduğunu belirten zanaatkâr, “Amatör bir ruhla profesyonelce çalışmayı gerektiren bir meslektir saatçilik. Ancak bazı el sanatlarının devamlılığı söz konusu” açıklamasında bulunuyor. Saatçiliğin endüstriyel bir üretim gerektiren fakat kullanım sahası olarak günümüz teknolojisine yenik düşen bir dal olduğunu aktaran usta tamirci, mesleğine ilişkin “Aksesuar olarak bir kullanıcı portföyünün olması nedeniyle yine de bir meslek dalı sayılabilir” tespitinde bulunuyor. Bu tespitini de artık cep telefonu, bilgisayar, tablet gibi her an elimizin altında bulunan aletlerin üzerinde bile saat bilgisinin yer alması gerçeğine dayandırıyor.

BİRBİRİNDEN FARKLI SAATLER ONARIYOR

İşyerindeki hiçbir saatin satılık olmadığını söyleyen Cansız, Cansız, şömine saati, masa ve komodin üstü saati, alarmlı saat ve çalar saatin yanı sıra fanuslu (rakkaseli, dönen) saat, sarkaçlı (sallanan) saat, köstekli cep saatleri, kolye saati, erkek ve kadın kol saatleri, tren saati ve çocuk saatleri tamir ve bakımını gerçekleştiriyor. Tüm bu çeşitlere ek olarak, mekanik saat konusunda babasından yeterli bilgiyi aldığını kaydeden Cansız, teknolojinin gelişmesinin etkisiyle elektro-mekanik, LED’li, kuvars, dijital ve analog türü saatlere yönelmiş.

BİRÇOK GAZETEYE HABER OLDU

Cansız, icra ettiği zanaatla pek çok gazeteye de haber olmuş. 70’lerde Yeni Devir, 80’lerde de Selika adlı üç aylık bir üniversite dergisine röportaj veren emektar ustanın eserleri, 90’lı yıllarda Türkiye ve Tercüman gibi günlük ulusal gazetelere de konu olmuş. Buna ek olarak, 5 yıl kadar önce İzmir – Dokuz Eylül Üniversitesi’nden iki kız öğrenciye de röportaj veren Cansız, anısını şöyle paylaşıyor: “Etnografya çeşitli insanların kullanmış oldukları bütün eski malzemeleri inceleyen bir sanat dalı. Ben de bunlarla ilgili bilgi, belge ve objelere meraklıyım. Örneğin Çerkezlerin, Gürcülerin yaşam tarzları benim hep ilgimi çekmiştir. Bu öğrenciler de benim etnografyayla ilgilendiğimi duymuşlar. İşyerime kadar geldiler. Kamera ile video kayıt da yaptılar. Koleksiyonumda bulunan kahve değirmenleri ve Balkanlar’da el tezgâhında dokunmuş, altın simle işlenmiş damat peşkirini görüntülediler. Yine koleksiyonumdaki saatleri çektiler”

KOLEKSİYON MERAKLISI

Saat tamirciliğinin yanında eski el eşyalarına da merak salan Cansız, koleksiyonunda biriktirdiği şamdan, kandil, fener, idare lambası, lüks fanusları, eski avizeler, marin (deniz) türü lamba gibi eserlerin sergilendiği bilgisini veriyor. Emektar usta, eserlerinin ANAP döneminde sosyal yardım faaliyetleri gösteren Yerel Gündem 21’in salonunda Orhangazi Avrasya Etnografa Vakfı ile 1996’da açtıkları  “Aydınlanma için Kullanılan Objeler” isimli sergide yer aldığını anlatıyor. Usta tamirci, BAL-GÖÇ’ün (Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği) 1992, 1996 ve 1997 yıllarında organize ettiği, Bursa Botanik Parkı’nda açılan “Balkanlar’dan Anadolu’ya Göç Yoları” adlı sergiye ise halılar, kilimler, mutfak eşyaları göndermiş. 1984’te Cumhuriyet Sanat’ın Ankara’nın Çankaya ilçesinde Ankara Belediyesi’ne ait bir saat galerisinde açtığı “Zaman Sanatları” sergisine de, Osmanlı’dan kalma sekiz adet köstekli saat gönderen Cansız’ın kendi de benzer sergileri aynı zamanda Orhangazi’de açmış.

Haftanın neredeyse her günü, zorunlu bir durum olmadığı sürece dükkânını açık bulunduran Cansız, sözlerini “Sağlığım el verdiği müddetçe saatçiliğe devam edeceğim” diye noktalıyor.

Anahtar Kelime:

Yorum Kapalıdır.