Bundan elli yıl, yani yarım asır önce görevli olduğum Sivrihisar’da kirli bir siyaset sahnesine şahit oldum: önceki parti bir bedesten, bir pazar yeri inşa etmişti. Bu parti secimi kaybettikten sonra yerine geçen parti bu bedesteni kasten engelleyerek orasının fonksiyonunu kaybetmesine ve depo-ardiye haline sokulmasına sebep oldu.(gerçi bu partinin hedefi orasını koyun ağılı yapmak idi; Allah’tan ki yer şehrin merkezinde olduğu için bu yapılamadı). Bunu yapan parti de şehrin girişinde bir terminal binası yaptırmıştı. Parti seçimi kaybedince, işbaşına gelen önceki parti de bu terminal binasını koyun ağılı yapmaya kalktı ve o terminal binasını terk etti, girişindeki sütunları traktör ve kepçelerle yıktı. Yani birbirine kıskançlık yüzünden biri yaptı, öteki yıktı. Milletin, memleketin paraları da heba oldu. Kin ve düşmanlık körüklendi, sonunda 27-Mayıs darbesinde her iki parti de cezasını buldu
O günden bu güne elli sene, yani yarım asır geçti; dünyada büyük değişiklikler oldu, dünya eski dünya değil. Siyaset anlayışı, yönetim anlayışı, sosyal devler anlayışı, ekonomi anlayışı, belediyecilik anlayışı, hizmet anlayışı değişti. Bütün bunlara rağmen, bizdeki mahalli yönetim, siyaset ve hizmet anlayışında –maalesef- bir arpa boyu yol alınamadı. Maalesef elli-altmış yıl önceki taassup olduğu gibi duruyor.
Rahmetli Turgut Ünlü zamanında açık kafeterya, restoran düşüncesiyle Hürriyet Mah. üstündeki tepecikte yaptırılan “kale” -yönetimin değişmesiyle- kaderine terk edildi. Taş kaplamalar sökülüp yere döküldü, yıkıldı, demir kapılar zincirlerle bağlandı, sütunlar ve duvarlar yer yer yıkıldı. Halbuki orası havadar, manzarası güzel bir temaşa yeri..
Bu Orhangazililerin parasıdır, milletin parasıdır, Orhangazili hemşerilerin verdiği vergilerdir. Yazıktır, ayıptır, günahtır. Böyle taassuptan, böyle particilikten memlekete hayır gelmez. Merhum Turgut Ünlü zamanında Belediye Sarayı yapıldı –ki bugün kullanılıyor- fena mı oldu? Terminal binası yapıldı, Açıkhava tiyatrosu (anfı-tiyatro) yapıldı kötü mü oldu, yanlış mi oldu? Buna benzer hizmetlerin nesi yanlış? Yapanlardan, emeği geçenlerden Allah razı olsun!
Turgut’tan sonra seçilen (bundan önceki) yönetimin –doğru,yanlış- yaptığı bazı hizmetler vardır. Meselâ: Nadir piknik parkı. Orhangazililerin, hattâ çevre ilçelerin gidip dinlendiği nezih bir yer; misafirlerimizi –göğsümüzü gere gere- götüreceğimiz bir yer. Sakin, sessiz, temiz ve lâtif havalı bir yer. Orhangazi’nin yüz akı bir park ki büyük emeklerle ve masraflarla meydana geldi. Yönetim değişince orasının da ihmal edildiği görülmektedir.
Ve yine, Kapalı Pazar Yeri muhteşem bir eser; büyük paralar sarf edilerek meydana geldi. Efendim gerekli miydi? Gerekliydi veya değildi. Bu milletin parasıyla yapıldı. Artık o bu milletin, yani tüm Orhangazililerin müşterek malıdır, bu binada tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır. Efendim yapılışında usulsüzlük veya yanlışlar vardır. Onu hukuk çözer, mahkeme çözer. Ancak bu bina suçlu imiş gibi cezalandırılmamalıdır.
Güzel bir proje, büyük bir yatırım, belediye için bir gelir kaynağı. Kaderine, yıkılmaya terk edilmemelidir.
Keza, büyük paralar, yardımlar ve desteklerle meydana getirilen Orhangazi Huzur Evi. Gereklimiydi, değimiydi? Bu saatten sonra tartışması O eserin meydana gelmesinde -hüsnü niyetle ve hizmet aşkıyla- ben de vardım. Hukukî yönünü bilmem, ancak iyi niyetlerle ve gayretle çalışıldı. Şimdi kapıları, çerçeveleri, duvarları sökülüyor, dökülüyor!. Yazıktır, ayıptır, günahtır! Hiç kimsenin bu milletin bu milletin malını israf etmeye, çöpe atmaya hakkı yoktur.
Yanlış işler yapılmışsa, sui istimal varsa, elbette ki suçlular (ben de dahil)cezasını çekmeli. Ama bu bina cezalandırılmamalıdır. Ben kırk beş senedir Orhangazi’deyim ve geldiğim günden beri havasını soluduğun, suyunu içtiğim, hemşerisi olmakla gurur duyduğum bu şirin beldeye hizmet aşkıyla didindim ve seksene yaklaşan bu yaşımla halâ bir şeyler vermek derdiyle yaşıyorum. Bu milletin malıdır, bu Orhangazililerin malıdır, bu hepimizin malıdır. Bu bina mutlaka korunmalı, kurtarılmalıdır. Ama huzur evi değil de hastane yapılacak; her ne ise, akıl için yol birdir, oturulur, konuşulur, tartışılır ve en güzel , en doğru karar verilir.
Elli sene önceki taassubun hala devam etmesi beni kahrediyor. Belediye Başkanımız sayın İsmail Tartar’ı çok yakından tanırım, yıllarca beraber çalıştık. Hizmet aşıklısı, hüsnü niyetli, içten, sevecen, saygılı, bürokratik tecrübeye sahip bir beyefendidir. Ama bu konulardaki tutumunu ve ihmalini anlamakta güçlük çekiyorum. Siyasi-politik düşüncelerle sayın İsmail beye baskı yapılıyor, ayakbağı olunuyorsa ufuksuz bu dar görülü adamları kınıyorum, ayıplıyorum! Değişen dünyada kin, nefret, ve intikam duygularına, düşüncelerine yer yoktur. Bu güzel ilçemizin hizmete, yeni yeni eserlere, projelere ihtiyacı var; sevgiye, hoşgörüye, dostluğa, kardeşliğe ihtiyacı var. Basit ayak oyunları ile uğraşmak kişilikli insanlara yakışmıyor. İnsanlar yıktıkları eserlerle değil, yaptığı eserlerle övünmeli!
Akıllı kişi odur ki, geriye bırakır eser,
Eser bırakmayanların yerinde yeller eser!
Ve yine bir Arap atasözü:
Eser-ul-mer’i ömrühussani. (kişinin eseri ikinci ömrüdür. Eseri yaşadığı müddet o kişi de yaşar)
“Kişi ölür eseri kalır, merkep ölür semeri kalır!” demiş atalarımız.
Bu ilçenin “âkil insanları” nerde? İlgililer ve yetkililer nerde? İçtenlikle bu ilçe için düşünen, heyecan duyan kimse yok mu? Bu ilçenin havasını soluyan, suyunu içen, ekmeğini yiyen ve bu kasabayı seven kimseler nerde?Bu kasabanın sahipleri, “Bu kasaba benim!”diyenler nerde? Hiç zaman kaybetmeden, “kale”sinden, kapalı Pazar yeri kompleksinden, huzur evinden diğerlerine kadar ele alınmalı ve gereği yapılıp bu milletin emrine ve hizmetine verilmelidir. Buna mecburuz, bunlar milletin bize tevdi ettiği emanetlerdir. İhmal ve göz yummak emanete hıyanettir. Bu durum, bu dünyada olmazsa öbür dünyada, Allah katında mutlaka cezayı gerektirir.
Bu eserlere maddî-manevî katkıda bulunan Orhangazilileri, hayır sahibi iş adamlarını, fabrikaları, esnafı göreve çağırıyorum! Bu eserler bizimdir, hepimizindir. Bir tuğla, bir kürek çakıl zayi olursa Allah bunu bize sorar. Yarım asır öncesinin politikası bize yakışmıyor, yazıktır, ayıptır, günahtır!...
Bu ilçenin gelişmesi ve refahı için kim emek sarf ettiyse, kim bir eser ıraktı, kim bir taş koydu, bir ağaç tikti ise ölenlerine rahmet ve minnet, hayatta olanlarına uzun ve hayırlı ömürler dileyerek, saygı , sevgi ve minnetlerimi sunarım.
Hoşça kalın.