Kovboyluk Kudüs’te sökmedi.

  • Yazının Tarihi: 25 Aralık 2017
  • Yazar: Kazım Köse
  • Bu yazı 1699 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Zaman zaman yazılarımda değiinmeye çalıştım.

Kudüs sadece Kudüs’tür, başka bir şey değil.

Tabanda geniş karşılığı olan, üç dinin incisi , uğrunda böylesine kan dökülmüş, uğrunda böylesine göğüsler siper edilmiş başka bir şehir  yoktur.

Şundan eminim.

Bence sizde emin olun, eğer Ortadoğu’da taşlar yerinden oynayacaksa, tahtlar yıkılıp yerine başkaları gelecekse, hatta bütün dünyada yeni bir savaş çıkacaksa bunun sebebi para değil, petrol değil Kudüs olacak.

Hiç düşündünüz mü, dünya ekonomisinin neredeyse %90 ına, Amerika’da Merkez Bankası’ne ve sadece ABD ’nin değil dünyanın İhtiyacı olan doları basma yetkisine sahip olanlar, üstelik kıtaların her tarafında yaşayabilmenin  imkanını elinde tutanlar, neden Ortadoğu’nun kumlu toprakları  üzerine yapışıp kaldılar. Bu sorunun cevabı net.

Vaad edilmiş topraklar ya da büyük İsrail. Hadi şunu tek kelimeye indirgeyelim, Kudüs.

Yahudiler paraları ile, sabırları ile Kudüs’ün peşinde.

Sanırım bu uğurda yapılanları sadece bir örnekle bile açıklamak mümkün.

Evet hitler ikinci Dünya Savaşı sırasında Yahudileri katletti.

Bu konuda sanırım sayı hariç kimsenin itirazı olamaz.

Yahudilerin yaşadığı bu eziyetlere, Yahudiler penceresinden saygı duyduğumu söyleyebilirim.

Ama hiç eşi benzeri olmayan, hem taktik, hem de yoğunluk bakımından, iletişim çalışmalarını göz ardı da etmemek gerekiyor.

Yani söylemek istediğim şu.

Hitler’in soy kırımı hakkında o kadar çok kitap yazılmış, o kadar çok film Çekilmiş  ki, neredeyse hayatını kaybeden bir Yahudi  başına bir film ya da bir kitap düşüyor.

Hem de bu kitaplar Nobelli, bu filmler oskarlı.

Biraz kalem oynatalım, öyleki film kalitesi açısından ciğeri beş para etmez yapımlar beş Oscar’ı birden götürmüş.

Göz atmamız gereken bir de

dünyamızın adalet dağıtıcısı birleşik milletleri var.

Nerede olursa olsun radikal kararlara imza atabilen ki, bu kararların  çoğu neticesinde milyonlarca insan hayatını kaybetti, İsrail hakkında doğru dürüst  karara imza atabilmiş mi?

İstisna da olsa attı diyelim, İsrail bunların hangisini uyguladı?

Eğer Kudüs’ten, eğer İsrail’den eğer dünyanın geleceğinden konuşacaksak, kesinlikle birleşik milletlerin  de rolünü konuşmamız gerekiyor.

Büyük umutlarla kurulan, tamam çok haksızlık yapmayalım, bazı güzel işlerde yapmış olan birleşik milletler Kudüs söz konusu olduğunda hayal kırıklığına uğratıyor.

Hem Amerika, dolayısıyla Yahudi etkisi nedeniyle hem de yapısı sebebiyle. Acilen birleşik milletlerin yeniden düzenlenmesinin gerektiğine inanıyorum. Aksi halde birleşik milletler, birleşik illetler halini alacak.

Geçtiğimiz günlerde 15 Üye den  birinin engeline takılan Kudüs kararı, Birleşik milletler genel kurulu’ndan geçti.

Hem de Amerika birleşik Devleti’nin sözlü ve  yazılı tehditlerine rağmen.

Başkan Trump’ın geleceğini Kudüs kozuna bağladığını söylemek yanlış olmamalı.

Çünkü Trump Amerika’da zor durumda. Bir şeyler yapması gerekiyordu.

İmdada yetişen de, sürekli başkanların ileri attığı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını imzalamak oldu. Trump, sözlü Şekilde, Amerika’ya rağmen oy verecekleri uyardığı gibi, bir de 180 ülkeye imzalı kaşeli Tehtit mektupta gönderdi.

Bakın ha, para vermeyi keselim,  bağbında ki cümlelerle.

Olayı daha anlaşılır hale getirmek gerekir ise, Amerika Birleşik Devleti başkanı Trump, ataları kovboyların yaptığınıa özenerek, silah çekip, silah kimdeyse soruları o sorar, dedi.

Ya 128 Dünya ülkesi ne dedi?

Alda o silahı, kılıfına koy.

 

Yorum Kapalıdır.