Kemal Nereye Yürüyor?

  • Yazının Tarihi: 19 Haziran 2017
  • Yazar: Kazım Köse
  • Bu yazı 125 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Her şeye birkaç arşın geç kalan CHP ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu sefer çok atik.

Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının üzerinden henüz 24 saat bile geçmeden yürüyüş düzenlediler.

Hem de bütün ayrıntıları düşünerek. Benim en fazla dikkatimi çeken detay şu oldu.

Organizasyonla genel başkanlığa getirildiği günlerde bazıları kendisine Gandi Kemal diyorlardı.

Şimdi de bir fırsatı bulunup ankaradan İstanbul’a Mahatma Gandi’nin Tuz yürüyüşüne benzetilen çabanın içerisine girildi.

Ankara İstanbul arası yaklaşık 430 km. Tıpkı Gandi’nin ünlü yürüyüşünün mesafesi kadar.

Ama sanırım bir şey unutulmuş. Hintler söz konusu hareketini İşgalci İngilizlere karşı yapmışlardı.

CHP ve Sayın Kılıçtaroğlu’nun yürüyüşüise, demokratik yöntemlerle gelmiş meşru iktidara karşı. Evet adalet vurgusu da var, bu doğru.

Peki demokratik yollarla da gelmiş olsa iktidara karşı bu ve benzeri davranışların içerisine girilemez mi?

Hem de nasıl girilir.

Zaten muhalefetin görevlerinden birisi de bu değil mi?

İktidarın yanlış yapma alanını daraltmak. Bence muhalefetin söz konusu olayda olduğu gibi zaman zaman yaptığı yanlış burada da tekrarlanıyor.

Birilerini birilerine ya da bir şeyleri başka bir şeylere benzeterek pirim elde etmeye çalışmak.

Evet Gandi demiştik.

Bir de rahmetli Ecevit benzetmesi var. Hatırlarsanız Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Baykal’ın ayak oyunları ile genel başkan koltugundan edilmesinin ardından göreve geldiğinde ilk konuşmasını Ecevit kasketiyle yapmıştı.

Hatırladığım kadarı ile Ecevit kasketi Karaoğlan’ın kullandıklarındandı.

Yine hatırladığım kadarı ile Sayın Kılıçdaroğlu’nun üzerinde o günkü zamanın fiyatları ile, Türkiye şartları için oldukça pahalı bir gömlekte vardı. Tamam o kasket semboldür takılabilir, Ama o kasketin altına o gömleğin giyilmesi bence yanlış olmuştu.

Çünkü amaç eğer Ecevitin yolunda olduğunuzu anlatmaksa, Karaoğlan’ın giydiği gömlekleri bilenler bunu anlamaz. Daha kötüsü kişi ya da olay Özgünlükden uzaklaşıp, taklit olmaktan öteye geçemediğinden, Hatta bazen sadece kötü bir kopya olup kaldığından, Kaş yaparken gözden olunuyor.

Oysa Türkiye’ye sol lazım.

Oysa ülkemize Sol parti lazım.

Oysa benim ülkemde solcuların oy verebileceği sol partiye lider lazım.

Hem de Gandiye benzetilmeyen, Ecevite benzetilmeyen özgün bir lider.

Türkiye’de bütün seçimlerde yaklaşık şöyle bir oy dağılımı görülüyor.

Sağ partiler %60,65 sol partiler ise %30,35 oranında oy alıyorlar.

Evet bu görünümde böyle ama hiçbir zaman ülkemizdeki gerçek dağılımı yansıttığına inanmadım.

Benim ülkemde seçmenlerin yarısının Sol partiye oy verme potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorum.

Bu orana 1957 seçimlerinde İsmet İnönü ve 70 li yıllarda bülent Ecevit oldukça yaklaşmıştı. Peki, bugünkü CHP’nin bunu yapması mümkün mü? Mevcut parti yapılanmasıyla, mevcut mantalitesiyle ve mevcut yönetim kadrosuyla neredeyse imkansız. İyide ne yapmalı?

İnanın bana cevap, aman aman zorlukta değil.

CHP sadece yapmadıklarının bir kısmını yapmalı, yaptıklarının ise bir kısmını yapmamalı.

Bir kere kayıp eden liderler koltuklarına yapışıp kalmayacaklar.

Halkla aralarındaki mesafe minimum seviyeye indirilecek ve kazana bilir, yönetebilir görünümünde olunacak. Gerçekten bu kadar basit mi? Gerçekten bu kadar basit.

Bunlar yapılacak mı?

Burada tereddütlerim var.

En azından kısa süre içerisinde böyle bir değişim beklemiyorum.

Tekrara düşeceğim ama, bu ülkeye sol lazım.

Bu ülkeye sol parti lazım.

Ve en önemlisi bu ülkeye, başkalarının ağırlığı ile prim yapmaya çalışmayan, kendi öz ağırlığı olan bir sol lider lazım. Olmazsa ne olur?

Yaptığınız tuz yürüyüşleri tatsız tutsuz bir hal alır ve insanlar, Kemal nereye yürüyor? Sorusunu sorar.

 

Yorum Kapalıdır.