Hz. Peygamber’e İtaat

  • Yazının Tarihi: 3 Şubat 2015
  • Yazar: Cemalettin AYTEMÜR
  • Bu yazı 1311 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Kur’ân-ı Kerim Hz. Peygamber’e itaat edilmesi üzerinde çok durur; o derece ki Hz. Peygamber’e itaati Allah’a itaatle birlikte zikreder:

“De ki: Allah’a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Al-i İmrân, 3/32).

“Ey iman edenleri Allah’a itaat edin, Peygamber’e ve sizden olan emir sahiplerine de (idareciler) itaat edin. Allah’a ve Resulüne itaat edin ki size merhamet edilsin.” (Âl-i İmrân, 3/132).

“Allah’a itaat edin, resule de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının.” (Mâide, 5/92).

“0 halde siz gerçek müminlerseniz Allah’tan korkun (iyilik ve adaletle) aranızı düzeltin, Allah’a ve Resulüne itaat edin.” (Enfal, 8/1).

“Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin, işittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.” (Enfal, 8/20).

“Allah’a ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkuya kapılırsınız.” (Enfal, 8/46).

“De ki: Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki peygamberin sorumluluğu kendisine yüklenilen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenilen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Ona itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz.” (Nûr, 24/54).

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin; amellerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed, 47/33).

“Şu halde namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (12 Mücâdele, 58/13).

“Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki Elçimize düşen apaçık bir tebliğdir.” (Teğâbun, 64/12).

“Kim Allah’a ve Resule iman etmezse bilsin ki, şüphesiz biz, kafirler için alevli bir ateş hazırladık.”  (Fetih, 48/13).

Bu âyetlerde “Peygambere itaat” zorunluluk ifade eder. Hz. Peygamber’e itaatin sonuçlarının açıklandığı başka âyetler de bulunmaktadır. O âyetlerde de Resûl-i Ekrem’e itaat Allah’a itaatle birlikte zikredilmektedir.

“Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır…” (Nisa, 4/13).

Aynı ifadeler Fetih sûresinin 17. âyetinde de tekrar edilmektedir: “Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu kimselerle beraberdir…” (Nisa, 4/69).

“Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde  “işittik ve itaat ettik” demek sadece müminlerin söyleyeceği bir sözdür, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kim Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’a saygı duyar ve Ondan sakınırsa işte asıl bunlar bedhahlıktan kurtulmuş olanlardır.” (Nur, 24/51-52).

“Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzâb, 33/71).

“Mümin erkeklerle mümin kadınların da bir kısmı, bir kısmının velileridir (dost-ları ve yardımcılarıdır). Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Çünkü Allah azizdir, hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/71).

“Eğer Allah’a ve Resûlüne itaat ederseniz, Allah amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Hucurât, 49/14).

Kur’ân-ı Kerim açıkça belirtir ki, Resule itaat ne yeni bir kaidedir, ne de Hz. Muhammed ile sınırlıdır. “Peygambere itaat edileceği” prensibi, Hz. Muhammed (s.a.)’den önce gönderilen bütün peygamberler için de söz konusudur.

“Biz her peygamberi, ancak Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmesi için gönderdik.” (Nisa, 4/64).

Kur’an, Peygamberlerin “Allah’ın murad edip razı olduğu şeyleri” söylediklerini ifade eder. Bundan dolayı peygambere itaat, fiilen Allah’a itaattir. “Kim Resule itaat ederse şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa, 4/80).

Kur’an’da Hz. Peygamber’e itaat önemle ifade edilip Allah’a itaatle bir tutulurken, aynı şekilde ona karşı gelmenin tehlikesi haber verilmiş ve bu durum “Allah’a itaatsizlik” olarak değerlendirilmiştir.

“Kim Allah’a ve Resulüne karşı isyan eder ve sınırlan aşarsa Allah onu devamlı kalacağı bir ateşe sokar…” (Nisa, 4/14).

“Her kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzâb, 33/36).

“Artık kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki ona içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır.” (Cin, 72/23).

“Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah, azabı çetin olandır.” (Enfâl, 8/13).

“(Hâlâ) bilmediler mi ki, kim Allah’a ve Resulüne karşı koyarsa elbette onun için içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır.” (Tevbe, 9/63).

Böylece itaat etme ve itaat etmeme, olumlu ve olumsuz her iki durum Kur’an’da ele alınmış ve “Hz. Peygamber’e itaat” bu âyetlerin her birinde Allah’a itaatle birlikte müstakil olarak zikredilmiştir.

Dikkate şayandır ki her ne zaman Kur’an-ı Kerim’de “Allah’a itaat”ten söz edilse, tek bir ayette bile terk edilmeksizin, bunu daima “Peygambere itaat” takip eder. Topyekûn Kur’an-ı Kerim’de yalnızca Allah’a itaatten bahsedilip de Resule itaatten bahsedilmeyen hiçbir ayet yoktur. Aksine sadece Elçiye itaati zikredip Allah’a itaate referansta bulunmayan ayetler bulunmaktadır.

“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Peygambere itaat edin ki merhamete nail olasınız.” (Nur, 24/56).

“Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” (Nur, 24/54).

“Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.” (Nisa, 4/115).

“Kâfir olanlar: Sen resul olarak gönderilmiş bir kimse değilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab’ın (Kur’an’ın ve İlahi kitapların) bilgisi bulunanlar yeter.” (Rad, 13/43).

Hz. Peygamber’e itaatin üzerinde bu denli çok durulmasının sebebi O’na tamamıyla itaat edilmeden Allah’a itaat mümkün olmayacağındandır. Allah insanlardan ne istediğini bildirmek için herkese hitap etmez. Nitekim Kur’ân-ı Kerim bunu şöyle vaaz eder:

“Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Şûra, 42/51).

Buna binaen, Allah emirlerini sadece peygamberleri vasıtasıyla bildirir ve Allah’a itaat peygamberlere itaat edilmeden gerçekleşmez. Bu münasebetle peygamber bir şeyi emrettiğinde veya bir şeyi yasakladığında o bunu kendi isteğiyle yapmaz. Bilakis bunu “Allah’ın elçisi sıfatıyla” yapar. Bizatihi Allah, peygambere itaat edilmesine dair sarih bir emir verdiğinde resule itaat gerçekte Allah’a itaat olup, dolayısıyla Allah’a itaat edilmiş olur. Bu husus açık bir şekilde şu âyette vurgulanmıştır. “Her kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa, 4/80).

Bu sebeple her ne zaman Kur’an’da, tek başına Resule itaat edilmesi beyan edilse bu, Allah’a itaat söylenmese bile, Allah’a itaati de ihtiva eder; zira Hz. Peygamber Allah’tan bir vahiyle yönlendirilmedikçe sırf peygamber sıfatına dayanarak bir şey söylemez.

“O hevasına göre konuşmaz, O (bildirdikleri, size okuduğu Kur’an) vahyedilenden başkası değildir.” (Necm, 53/3-4.

İşte bu açıdan bakıldığında peygambere itaat, Allah’a itaat yerine kâim olur ve ilkine (Allah’a itaat) referans, daima sonrakini (Resule itaati) içine alır. Bu sebeple, Allah’a itaat pratikte peygambere uymakla gerçekleşeceği için Kur’ân-ı Kerim’in bazı âyetlerinde sadece Hz. Peygamber’e itaate işaret kâfi görülmüştür.

Diğer yandan Kur’ân-ı Kerim, Peygambere ittıbâ olmaksızın Allah’a itaatle iktifa edilmesini yeterli görmemiştir. Gaye, cehalet sebebiyle Resûl-i Ekrem’e itaate dair en küçük mazereti bile ortadan kaldırmak ve O’na itaat edilmedikçe Allah’a itaatin olmayacağı hususunda herhangi bir şüphe bırakmamak için, tamamen bu ittibanın gerektirdiklerine riayet etmeyi sağlamaktır.

Bir Yorum Yazın