Dil yarası mı, hançer yarası mı? 2

  • Yazının Tarihi: 2 Haziran 2015
  • Yazar: Devran SİNANOĞLU
  • Bu yazı 1312 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

……

hançeri dostu devin sırtına vurur. Ve kulübeden çıkar. Onun hayatını kurtaran kadim dostu devi ölümün sıcak nefesine teslim eder. Evinin yolunu tutar.

Yine bir gün avcı ve arkadaşları aynı ormana avlanmaya gider ve avcının onun hayatını kurtaran dev ve altınları gelir. Aradan uzun zaman geçmiştir. Devin hançer darbesiyle öldüğünü düşünen avcı gidip altınları almak için arkadaşlarından ayrılıp devin devin yaşadığı ve kendisinin derman bulduğu onun için şifahane olan devin kulübesinin yolunu tutar. Ormanın kalbine doğru biraz yürüyen avcı devin kulübesine ulaşır.

Büyük bir heyecanla avcı devin kulübesinin kapsını açar. Kapıyı açan avcı karşısında devin yaşadığını gürünce şaşırır. Sesi titreyerek çıkan avcının boğazındaki kelimeler ise kan revan bir şekilde dudağının kıyısında dökülür. Göç bela deve nasıl iyileştiğini sorunca dev hançeri zorlansa da sırtından çıkardığını ve çok acı çektiğini anlatır. Dev kadim dostu avcıya çektiği acının hançer yarasından çok dil yarasından olduğunu söyler.

Dev sırtına hançeri vuran avcıya sırtına bakmasını ister. Sırtında vurduğu hançerin izinin olup olmadığını sorar. Avcı dostum dediği devin sırtına bakar. Vurduğu hançerin izi yavaş yavaş kapanıyordu.

Dev kadim dostum dediği ve hayatını kurtardığı avcıya dönüp der ki “sırtıma vurduğun hançer yarası geçti belki ama yüreğimde açtığın dil yarası geçmedi.” Der.

Altınları avcıya verir dev dostu. Avcı yaptıklarından dostunu ölümün kucağına bırakıp gitmekten, hançeri sırtına vurduğu için pişmandır. Lakin iş işten geçmiştir. Büyük bir vicdan azabı içinde avcı altınları almadan kendisinin de şifa bulduğu devin kulübesini, şifahanesini terk eder. Arkadaşlarının yolunu tutar ve bir daha o ormana gitmez.

Bir Yorum Yazın