Bence İyice Bir Düşünün

  • Yazının Tarihi: 11 Eylül 2017
  • Yazar: Kazım Köse
  • Bu yazı 41 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

 

Benim ülkemde bir çok yerde, maalesef yaşadığım şehirde de anlamını anlamaya çalıştığım bir anlamsızlık var.

Herkesin çekinmeden başvurduğu, hiç kimsenin pek bir şey yapmadığı ve yine herkesin şikayetçi olduğu kocaman bir anlamsızlık.

Ney mi? Söyleyeyim.

Başkalarının haklarını gasp etmek.

Hem de açık ve somut bir şekilde.

O kadar ki, bu hak gaspı ile yaya kaldırımlarında çarpışmanız bile mümkün.

Netleştireyim.

Esnaf dostlar  dükkanlarının içerisindekinden daha çok malı yaya kaldırımlarına koyarak, otomobil sahipleri otomobillerini park etmemeleri gereken yerlere park ederek,  seyyar satıcılar  malzemelerini  görme engelliler daha rahat yürüsün diye kaldırımlara döşenen sarı bantların üzerine sererek ve       İnsanlar başka insanların geçiş alanlarını sohbet mekanı şeklinde kullanarak, Başta engelliler ve yaşlılar olmak üzere bütün hak sahiplerinin haklarını umursamazca gasp ediyorlar.

Hadi şunun daha Türkçesini söyleyeyim, halt ediyorlar.

Halt etmek diyorum çünkü, bu insanların çoğunluğu aynı zamanda dinlerine bağlı ya da siyasi görüşlerinden taviz vermeyen veya her şeyin önüne yaşam tarzlarınıda  koyan insanlar.

İyi de bu yaman çelişkiyi  nasıl anlamlandıracağız?

Din, dindarlık denince kimseye söz hakkı bile tanımayan insanlar, İşyerlerinin önlerine yığdıkları eşyalarla yayaların geçişlerini önlerlerken kul hakkı yemiş olmuyorlarmı?

İnsan haklarından, demokrasiden,eşitlikten dem vuran siyasi görüşe sahip kişiler, otomobillerini  yaya kaldırımlarına park etmelerini insan haklarıyla, demokrasiyle ve eşitlikle nekadar uyuşturuyorlar?

Vatanımın  tekbir  çakıl taşı için canımı veririm diyen milliyetçiler, vatandaşlarının kullanma hakkına sahip oldukları kaldırım taşlarını kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmayı milliyetçilikle ne kadar örtüştürebiliyorlar?

Herkes için söyleyeyim, otomobilinizi yaya kaldırımına park ettiğiniz için, sokağa inip yürümek zorunda kalan bir yayanın araba çarpması sonucu ölümüne sebebiyet verdiğinizde, geceleri vicdanınızın sesinin  kulaklarınızı çınlatmasından korkmuyormusunuz? Yaptıklarınızın gün gelir bumerang misali Üzerinize dönebileceğinden çekinmiyormusunuz?

Bence korkun. Bence çekilin.

Çünkü tarihin bütün sayfaları, hayatın bütün safaları  bunun yaşanmış örnekleriyle dolu.

Abbasi Halifesi Harun Reşit sarayının bahçesinde eşsiz güzellikte  bir gül görür. Bahçıvanı çağırıp hiçbir zarar görmemesi şartı ile gülü  ona teslim eder.

Hayat bu ya, bülbül güle konup bütün yapraklarını gagalayarak yere döker. Bahçıvan korkuyla Harun Reşit’in huzuruna çıkarak durumu ona izah eder. Halife gayet sakin,  üzülme efendi bülbülün yaptığı yanına kalmaz, der. Bahçıvan bir süre sonra bülbülü yılan’ın yakaladığını görür ve   halifenin  huzuruna koşar. Sultanım haklı çıktınız, gülünüzün yapraklarını döken bülbül vardı ya, onu  yılan yakalamış. Harun Reşit yine sakin, efendi yılanın da yaptığı yanına kalmaz, der. Gerçekten de öyle olur.

Bahçıvan yılanı kıstırıp öldürür.

Durumu sultana aktarmak için huzura çıkan bahçıvana halife aynı sakinlikle, söylemiştim ya kimsenin yaptığı yanına kalmaz, ver.

Gel zaman git zaman bahçıvan yanlışlar yapar. Abbasi  halifesi Harun Reşit  karşısına çıkartılan bahçıvana, bak gördün mü, güle yaptığı bülbülün yanına kalmadı.

Aynı şekilde, yılan’ın yaptığı da yanına kalmadı.

Şimdi senin yılana yaptığım da yanına kalmayacak, deyip zindana atılmasını emretti.

Bahçıvan muhafızlar tarafından götürülürken halifeye döner, sultanım haklıydınız kimsenin  yaptığı yanında kalmıyor.

Gün gelecek bana yaptıklarınız da sizin yanınıza kalmayacak.

Şeklinde seslenir.

Anlamsızlığın anlamını anlamak demiştim ya, işte anlamsızlığın anlamı bu.

Yaptığı bülbülün yanına kalmamışken, yaptığı yılanın yanına kalmamışken yaptığı bahçıvanın yanına kalmamışken en önemlisi de, yaptığı sultanlar sultanının   yanına kalmamış iken, yaptığınızın sizin yanınıza kalacağından nasıl emin olabiliyorsunuz?

 

Yorum Kapalıdır.